|
|
.
|
|
ALLERJİK NEZLE (Allerjik Rinit) |
|
.
|
Prof. Dr. Bülent E. ŞEKEREL - Hacettepe Üni.Tıp Fakültesi Pediatrik Allerji ve Astma Ünitesi |
.
|
. Allerjik rinit (allerjik nezle) nedir?
Bir ya da birden fazla
allerjene karşı duyarlılığı olan bir kimsede, allerjen ile
karşılaşma halinde burunda başlıca akıntı, aksırık, kaşıntı ve
tıkanıklık şeklinde yakınmaların oluştuğu hastalık tablosu allerjik
nezle olarak tanımlanır. Hastalığın isminden de anlaşılacağı gibi
kişinin bir allerjene duyarlı olması ve bu allerjen ile
karşılaşmanın o kişide nezle yakınmaları oluşturması gerekir.
Burunda akıntı, aksırık, kaşıntı ve tıkanma her türlü
nezle(rinit)’nin bulgusu olabilir. Nezlesi olan bir kişide allerjik
nezle teşhisinin konulabilmesi için hem duyarlı olunan (allerjik
olunan) bir madde gösterilmesi hem de duyarlı olunan allerjenin
nezle yakınmalarına yol açtığının gösterilmesi gerekir. Aksi durumda
allerjik nezle tanısı konamaz.
Evet. Her yaş grubunda en
sık görülen kronik (müzmin) hastalıklardan biridir. Ülkeden ülkeye
değişmekle birlikte toplumlarda allerjik nezle görülme sıklığının
%10 ile %25 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Genel olarak
batı ülkelerinde bu oran doğu ülkelerinden daha yüksektir.
Ülkemizdeki araştırmalar bu oranın batı ülkeleri kadar yüksek olmasa
bile doğu ülkelerinden fazla olduğunu göstermiştir.
Allerjik nezle burunda
neden olduğu yakınmalar ile iş yada okul başarısının düşmesi, dikkat
dağınıklığı, konsantrasyon bozukluğu, uyku bozuklukları gibi
yakınmalar ile yaşam kalitesinde bozulmalara yol açabilir. Ayrıca
sinüzit, orta kulak iltihabı ve astım hastalığının kötüleşmesi gibi
etkileri de olabilir.
Tüm allerjik
hastalıklarda olduğu gibi allerjik nezlenin gelişmesindeki en büyük
risk faktörü o kişinin ailesinde allerjik hastalıkların olması yani
kişinin allerjik bir bünyesinin olmasıdır. Ancak özellikle tek
yumurta ikizlerinden(genetik materyali aynı olan iki kişi) birinde
allerjik nezle saptanırken diğerinde olmaması bilinen bir durumdur.
Bu durum allerjik hastalıkların gelişmesinde yalnız genetik
faktörlerin rolü olmadığının en büyük kanıtıdır. Nitekim son 20
yılda, özellikle batı ülkelerinde, allerjik hastalıkların iki kata
varan oranlarda artmış olması, çevresel faktörlerinde rolü olduğunu
düşündürmektedir. Ancak bugüne kadar çevremizdeki binlerce faktörden
hangisinin veya hangilerinin buna neden olduğu henüz
gösterilememiştir. Sigara, egzoz dumanı, hava kirliliği, giderek
daha hijyenik ortamlarda yaşamamızın rolü olabileceğine yönelik
kanıtlara ulaşılmıştır.
Organizmamızın
(vücudumuzun) hem dış (bakteri, virüs, parazit) hem de iç (kanser
gibi) düşmanlara karşı korunması bağışıklık sistemi denen bir sistem
ile sağlanmaktadır. Bu sistem tepkilerini aralarında kompleks
ilişkiler olan hücre ve moleküller aracılığı ile verir. Bağışıklık
sistemi organizmamız için zararlı olan bir etken ile
karşılaştığında, ona karşı güçlü tepkiler üretir ve onu ortadan
kaldırarak bize zararlı olmasını engeller. Organizmamız, zararlı
olmayan yabancı bir etken ile karşılaştığında ise daha ölçülü
tepkiler verir. Çünkü bağışıklık sisteminin verdiği güçlü tepkiler
genelde vücudumuz için rahatsız verici nitelikte durumlara yol açar.
Bunlar vücut sıcaklığının yükselmesi ve kırgınlık gibi genel
belirtiler veya tepkinin verildiği organa ait yakınmalar şeklinde
kendini gösterir. Bu kapsamda allerji, vücudumuza solunum,
mide-barsak veya deri teması ile giren bazı yabancı maddelere karşı
gereğinden fazla aşırı tepkiler vermesi olarak tanımlanır. Bir diğer
ifadeyle, genel kanının aksine allerji, bağışıklık sistemindeki bir
eksiklikten değil, aksine zararlı olmayan bir yabancı maddeye karşı
aşırı bir tepki verilmesinden ileri gelir. Allerjik nezleden en sık sorumlu olan allerjenler pollenler, ev tozu akarı ve hayvanlardır. Bunların yanısıra bazı mantarlar, hamam böceği ve nadiren de gıdalar allerjik nezleden sorumlu olabilir. Ülkemizde en sık allerjik nezle nedeni pollen allerjisidir ve pollenlerden de en sık allerji görüleni ise çayır pollenleri yani çim pollenidir. Çayır polleni ilkbahar başından sonbahar sonuna kadar havada bulunabilirse de yakınmaların en sık görüldüğü dönem havada pollen konsantrasyonun en yüksek olduğu yaz başıdır (nisan-mayıs-haziran ayları). Akar ise ev tozu içinde yaşayan ve gözle görülemeyecek derecede küçük olan bir böcektir ve özellikle de tekstil ürünlerin üzerinde bulunur. Rutubetli ve ılıman iklim yaşaması için en uygun ortamı sağlar. Kuş tüyü ve yün yatak yorganlar en sık bulunduğu yerlerdir. Hayvanlardan ise en sık allerji yaptığı bilinen kedidir. |
|
Allerjik nezle tedavi edilebilir mi? Mevcut tedaviler hastalığı kontrol altında tutarak hasta kişinin sağlıklı kişiler kadar kaliteli yaşam sürmesine olanak sağlar. Ancak allerjik nezleyi kür eden (tamamen ortadan kaldıran) bir tedavi şekli henüz mevcut değildir. Allerjik nezle nasıl tedavi edilir? Allejik nezle tedavisi kabaca üç aşamada incelenebilir. İlk aşama tüm allerjik hastalıklarda olduğu gibi allerjen den sakınmadır. Hastanın ilk aşamada hangi maddeye karşı allerjisi varsa o maddeden nasıl kaçınacağını öğrenmesi ve o önlemleri alması gerekir. Allerjenden sakınma yakınmaların oluşmasını büyük oranda kontrol edebilirse de her zaman bunu başarmak mümkün değildir. Bu takdirde yakınmaların düzenli veya gerektikçe kullanılan değişik ilaçlar ile kontrol altında alınması gerekir. Hekimler hastalığın şiddeti, hasta yaşı, kolay kullanılabilirliği ve maliyet gibi faktörlerin göz önünde tutarak her hasta için özgün tedaviler önerirler. Hem allerjen den sakınma hem de ilaç tedavilerini önerilen şekilde uygulaması ile hastaların büyük çoğunluğunda yakınmalar giderilebilir ve hastanın yaşam kalitesi arttırılabilir. İlk iki aşama tedavileri uygulamasına karşın yeterli yararı görmeyen küçük bir hasta grubunda ise, hastaların çoğunlukla “aşı” olarak andıkları, immünoterapi tedavisi uygulanabilir. İmmünoterapi tedavisinde hastaya duyarlı olduğu allerjen giderek artan dozlarda verilerek bağışıklık sisteminde verilen tepkilerin azaltılması amaçlanır. Bu tedavi biçimi genelde hastalık kontrolüni arttırsa bile kür edemez (ortadan kaldıramaz). İmmünoterapi yapılma kararı ve nasıl yapılacağı konu hakkında uzmanlık(ihtisas) eğitimi almış allerjistler tarafından verilmelidir. Neye allerjik olduğum anlaşılmadan allerjik nezlem tedavi edilebilir mi? Ülkemizde allerji testlerinin yapıldığı merkez sayısı kısıtlıdır. Her an her yerde allerji testlerini yapmak mümkün değildir. Bu sebeple neye duyarlı olunduğu gösterilmeden tedaviye başlanabilir. İvedilikle yakınmaların ilaçlar ile kontrol altına alınması ve hastanın yaşam kalitesinin geri kazandırılması hekimlerin birincil önceliğidir. Ancak tanıdan şüphe duyulduğu durumlarda önce testlerin yapılıp sonra tedaviye başlanması tercih edilebilir. Testleri yapılmadan tedaviye başlayan hastaların “antihistaminik”denilen ilaçları testler yapılmadan en az beş gün önceden kesmeleri gerekir. Allerjik nezleyi hangi doktorlar tedavi ediyor?
Allerjik nezle tedavisi başta
allerjistler olmak üzere pratisyen hekimler, aile hekimleri pediatri
uzmanları, dahiliyeciler, göğüs hastalıkları uzmanları ve kulak burun
boğaz hastalıkları uzmanları tarafından ilaçlarla tedavi edilebilir.
Tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda hastaların ileri tedaviler için
allerjistler veya burunda olası yapısal anormalliklerin varlığı için
kulak burun boğaz uzmanları tarafından incelenmesi gerekir.
Allerjik nezleli kişilerde
daha sık oranlarda astım ve atopik dermatit (allerjik egzema) görülür.
Bu sebeple allerjik rinitli her hastanın astım gelişimi yönünden
dikkatle izlenmesi gerekir. Son zamanlarda bazı tedavilerin astım
gelişimini önleme potansiyeli hakkında cesaret verici sonuçlara
ulaşılmıştır. Ancak bu veriler astım gelişiminin engellenebileceğini
söylemek için henüz yetersizdir. Bu sebeplerle son yıllarda, tek tek her
allerjik hastalığın ayrı bir hekim tarafından tedavisi yerine, tüm
allerjik hastalıklara yönelik toplu bir yaklaşımda bulunulması tercih
edilen bir yaklaşım olarak ön plana çıkmıştır. |