.

HASTA BİLGİLENDİRME

ANA SAYFA

ÇOCUKLAR ve ALLERJİK HASTALIKLARI

Genel Bilgiler

 

.

Doç. Dr. Hasan YÜKSEL - Celal Bayar Üni. Tıp Fak. Pediatrik Alerji Bilim Dalı ve Solunum Birimi

.

Çocuk ve Allerji

Çocukluk çağı doğumdan 17 yaş sonuna kadar olan yaşam olup, insanın gelişimi, eğitimi, topluma adaptasyonu ve hayata vereceği anlam açısından yegane zaman dilimidir.

Bu kadar önemli bir periyodda sahip olunan kronik hastalık hayatın tüm evrelerini etkiler. Bu sonuçta o çocuğa sahip olan toplumun da etkilenmesi demektir.

Allerjik hastalıklar söz konusu olduğunda öncelikle bilinmelidir ki, “çocuk erişkinden farklıdır ve asla erişkinin küçük hali değildir”. Bu nedenle diğer hastalıkları gibi alerjik hastalıkları da ayrı bir doğaya sahiptir. Bu doğaya hakim olan ve alerjik hastalıkları konusunda karar vermesi gereken de bir çocuk alerji uzmanı olmalıdır. Bu nedenle çocukluk çağının en sık kronik hastalığı olma özelliğine sahip olan ve giderek de sıklığı artan çocukluk çağı alerjik hastalıkları genel yaklaşımın dışında ayrıcalıklı önem başlıklarına sahiptir.

 

“Çocuklarda görülen allerjik hastalıklar” ve ilgili nedenler

Bir çok anne-baba hatta sağlık mensubu için çocuklarda görülen alerjik hastalıklar ya hiç görülmez ya da görülürse erişkinlerin benzeri gibi bilinir. Çocuklarda alerjik hastalık deyince hemen tamamen halk arasında “kaşınan ve deride kırmızı lezyonları” olan çocuklar akla gelir. Halbuki bunların çok azı allerjikdir. Asıl çocukluk çağı alerjik hastalıklarını astım, alerjik rinit dediğimiz halk arasında bahar nezlesi, saman nezlesi denen polen alerjileri, çocukluk egzeması (atopik dermatit), ilaç alerjisi ve gıda alerjisi oluşturur. Bunlar ana hastalıklardır.

Ama bunun yanında çukulata yeyince deride kabarıkları olan bir çocuk alerjik midir ? Belki hemen hemen bunun cevabı “hayır” dır. Ama çukulata yeyince anaflaksi dediğimiz nefes darlığı, dudaklarında şişme vs olan çocuğun alerji olma ihtimali yüksektir. O zaman “çocukların sahip olduğu alerji” nin ne olduğunu açıklamak gerekir.

 

Çocuk açısından “Allerji” nin tanımı

Genel bir kavram olarak “alerji” tıp pratiğinde tüm yaşları ve global olarak organik bütünümüzü ilgilendirir. “Alerji” teriminin ifadesi “allergos” dan gelen organizmanın içten veya dıştan bir yapıya verdiği anlamsız yanıttır.

Bu açıdan bakıldığında tabiî ki klasik anlamda çevresel bir alerjene karşı bireyin anne babadan gelen genetik yatkınlığı nedeniyle kanda IgE denilen bir antikor üreterek başlar. Bu aşırı ve anlamsız yanıt bağışıklık sistemimiz tarafından verilir. Bu aşırı yanıtta önce bu doğadaki bir madde (antijen) önce çocuğun bağışıklık sistemince tanınıp ona has (spesifik) olarak IgE antikoru gelişir. Buna “doğadaki alerjene karşı duyarlılaşma” süreci denir.

Buradan sonra bu antijen o çocuk için “alerjen” haline gelmiştir. Alerjen organizmaya tekrar girdiğinde burun, göz, bronş, barsak gibi dış yüzeyi olan organlardaki mast hücreleri denilen hücrelerce bu IgE antikoru kullanılarak yakalanır. Bunun sonucunda o bölgede müthiş bir yangı oluşur. Örneğin bu yangı polen ile burunda ise bahar nezlesi (alerjik rinit), ev tozu akarı ile bronşlarda ise astım, barsaklarda inek sütü ile olur ise besin alerjisi… vs şeklinde sonuçlanır.

Ancak bu organların yangısal hastalığının gelişmesi, çocuğun vücüdunu tümüyle gören bağışıklık sistem tarafından idare edilir. Yani alerjik hastalık bulguların görüldüğü lokal bir organın sorunu değil, vücudun tümünün yanıtının sorunudur. Bu nedenle alerjik hastalık çocuk için global düşünülmelidir. Bu nedenle her çocuk alerjik hastalğı “ÇOCUK ALLERJİ UZMANI” tarafında santralize şeklide ele alınmalıdır.

 

Çocuk açısından alerji erişkinden farklıdır

Alerjik hastalıkların tümü çocukluk çağında başlar, gelişir ve erişkinde devam eder. Bu nedenle alerjik hastalıklarla mücadele bu çağda başlarsa başarılı olabilir. Hatta doğadaki bir alerjene karşı duyarlılaşma anne karnında başlayan (fetal dönemden itibaren) bir süreçtir. Bağışıklı sistemi doğumdan sonra da devam etmekte bu süreçte çevresel antijenlere karşı nasıl bir yanıt verileceğine karar verilmektedir. Yani bireyin çevresel alerjene karşı yanıt verip vermeyeceği, verecekse ne ölçüde vereceği, hangi organların katılacağı (burun, bronş, göz, GİS…) ve bunların sonucunda oluşacak alerjik hastalığın ağırlığı çocukluk çağında belirlenmektedir.

Bu gelişim esnasında alerjik hastalık kural olmamakla birlikte genellikle belli bir sırada gözlenir. Alerjik çocukda önce bebeklik döneminde besin alerjisi, sonra atopik dermatit (bebeklik egzeması), daha sonra astım, daha sonra alerjik rinit bulguları görülür. Buna “alerjik yürüyüş (allergic march)” denir.

Bu nedenle çocukluk çağı alerjik hastalığın önlenmesi, tedavisi ve prognozunun belirlenmesi açısından en önemli dönemdir.

Buradan da “Çocuk Alerji” nin alerjik hastalık açısından ne kadar önemli ve erişkin alerjiye göre farklı bir disiplin olduğu anlaşılabilir. Alerjen duyarlılaşma sıklıkla ilk 3 yaşta, alerjik hastalığın doğası da sıklıkla ilk 5 yaşta tamamlanır. Bu nedenle çocuk alerjisi erişkinden farklı olarak erken çocukluk döneminde alerjik hastalığın gelişimine ait önleyici stratejiler ve tedavi modaliteleri geç çocukluk çağında ise hastalığın tedavisi ve prognozun iyileştirilmesine yönelik uygulamalar yapar. Erişkin alerji ise sadece semptomların ve komplikasyonların tedavisi ile ilgilenir.

 

 

Çocuklarda görülen alerjik hastalıklar

Çocukluk çağının alerjik hastalıklarını sınıflamadan önce hangi alerjenler bu hastalıkları oluşturuyordan bahsetsek daha doğru bir başlangıç olur. Çünkü çevresel alerjenlerin organizmamıza ulaşması ve bu alerjene karşı verilen alerjik yangının şekli, şiddeti, süresi ..vs hastalığı belirliyor. Yani olayı başlatan alerjen. Her alerjene verilen yanıt aynı değil. O zaman her alerjenin oluşturduğu alerji farklı. Yani bir yönüyle de alerjen alerjik hastalığı  berlirliyor.

Tüm bunların sonucunda ortaya çıkan alerjik hastalıklar toplum sağlığı ve pediatrinin çok önemli pratik alanı oluyor. Bunun için örnek verilecek olursa toplumda çocukluk çağında toplam alerjik hastalıkların sıklığı yaklaşık % 25 kadardır. Bunun % 10 kadarını bahar nezlesi (saman nezlesi, alerjik rinit, alerjik rinokonjoktivit) , % 7 kadarını astım, % 3 kadarını atopik dermatit (çocukluk veya bebeklik egzeması) ve besin alerjisi ve kalan % 5 ini de diğerleri (ilaç alerjisi, ürtiker, anjioödem, anaflaksi, böcek ve arı alerjileri…) oluşturur.

Bu prevelans sosyoekonomik gelişmişlikle paralelizm gösterir. Çocuk kitlesinde her dört çocuktan birinde saptanamın ihtimali olan bir durumun önemini herhalde kavramak zor değildir.

Bu hastalıkların herbiri hakkındaki detaylı bilgi ükemizdeki çok değerli çocuk alerji uzmanı arkadaşlarımız tarafından yazılmıştır.

Çocuklarda alerjiye neden olan alerjen tipleri

Çocuklarda ve tabiî ki erişkinlerde de alerjiye neden olan temel alerjenler 5 ana grupta toplanabilir:

i. Çevresel (aero) allerjenler

a. Ev tozu akarı alerjenleri

b. Polenler

c. Küf mantarları

d. Hayvan alerjenleri

ii. Böcek alerjenleri (Arı, sivrisinek…)

iii. Besin alerjenleri (İnek sütü, yumurta…)

iv. İlaç alerjenleri (Penisilin, …)

v. Mesleki veya girişimsel  allerjnler (Lateks…)

Burada Çocuk Alerjisi açısından en önemli alerjenler çevresel alerjenler ve besin alerjenleridir. Adın da anlaşılacağı üzer her bir başlık kendi alerjisini yapar. Örneğin besin alerjenleri besin alerjisini, ilaç alerjenleri ilaç alerjisini vs gibi. Ancak pediatrik alerjik hastalık sıklığı ve komplikasyonları açısından en önemli alerjen grubunu çevresel alerjenler oluşturur.

Örneğin ev tozu akarı alerjenleri olana mite (akar) lar astımın en sık etkeni, polenler alerjik rinokonjoktivitin en sık etkenidir. Küf mantarları hem alerjik bahar nezlesi hem de astım için bir risktir. Hayvan alerjenlerinden özellikle kedi ile bu iki hastalık yanında atopik dermatit de görülebilir. Her iki çevresel alerjen gelişen toplumlarda giderek sıklığı artan etyolojilerdir.

Çocuklarda alerjik hastalıkların genel belirtileri

Anne babalarda ve maalesef ki meslektaşlarımız arasında alerjik hastalık tek bir antite olarak algılanmakta ve bu nedenle bulgular sığ bir perspektifde değerlendirilmektedir. Bunun en dramatik şekli çocuklarda “alerjik hastalık” imajının sadece derideki kaşıntılı lezyonlara sınırlandıırlmasıdır.

Bir çok aile deride olan kaşıntılı ve kaşıntısız lezyonları sadece alerjiye bağlar. Buna meslektaşlarımız da uyum sağlar ve çocuk alerji polklinikleirine sevkedilen hastaların çoğu ürtiker, ısılık, böcek sokmaları yada benzeri lezyonlardır. Ancak çocukluk çağında görülen akut ürtiklerin sadece % 5 , kronik ürtikerlerin ise en çok % 10 u alerjiktir. Diğer saydığımız deri lezyonları ise dermatolojik problemlerdir.

Hepimizin bildiği ve yukarıda da bir miktar detaylandırdığımız gibi alerjik hastalık kavramı çocukda tek bir antite olarak alınamaz. Hepimiz sanırım artık hemfikiriz ki alerjik hastalık sistemik bir yangısal organizasyon sonucu genetik yatkınlığımıza göre çıkan lokal doku bulgularıdır. Bu nedenle hastalığın belirtileri bu genetik yatkınlık ve çevresel alerjen maruziyetine bağlıdır. Yani bulgular ekogenetik bir doğa ile çıkar.

Örneğin anne babada astım varsa bir ot poleni bir çocukda astım ve bahar nezlesi oluştururken, anne babada astım yoksa aynı ot poleni aynı çevrede aynı yaş grubunda çocukda sadece AR bulgulaırnın çıkmasına neden olur.

Aynı şekilde bir çocukda tek ot poleni duyarlılığı varsa AR kliniği çıkmasına karşın, ot ve zeytin poleni birlikte ise bahar nezlesi ile birlikte astım bulgularının olması olasılığı çok yüksektir.

Hatta inek sütü alerjisi olan bir infantta sıklıkla semptomlar gastrointestinal kaynaklı olmakla birlikte bazen ön planda atopik dermatit bazen ise hemen yalnızca wheezing olabilir. Bu nedenle çocuklarda tek bir alerjik hastalığa ait değil yukarıda belirtilen şekliyle alerjik hastalıklara göre kendi başlıkları altında bulguları vermek gerekir.

Çocuklarda Alerjik Hastalıkların Teşhisi (Tanısı)

Öncelikle ebeveynden çocuk ve aile hakkında etraflı bir bilgi alınır. Daha sonra bir çocuk alerji uzmanı tarafından çocuğun yaşı, bulguları ve çevresel özellikleri göz önüne alınarak teşhis için bir plan yapılır. Çocukluk çağında allerji testleri için bir yaş sınırı yoktur. Her yaşa uygun bir alerji testi vardır. Bu başarılabildiği takdirde teşhis koymak koyladır.

En önemli nokta: Çocuklarda  alerjik hastalıkların tedavisinde çocuk - hekim – aile işbirliği

Çocukluk çağında alerjik hastalıkların tümünde hekim, çocuk ve aileyi bir bütün olarak görmelidir. Konulan teşhis doğrultusunda hastalık ailenin anlayabileceği bir dille anlatılmalıdır. Bu anlatımda hastalığın kronik olduğu vurgulanmalı, ağırlığı, olası komplikasyonları ve izleminin ne şeklide yapılacağı hakkında bilgi verilmelidir. Tedavi içeriği hakkında bilgi ve en önemlisi ilacı kullanma yöntemi, cihazların (aero-spacer, nebulizer, ölçülü doz inhalerler…) kullanımı, bakımı vs konusunda eğitim verilmelidir.

Çocuğun hastalığı ve onu tedavisi yanında çocuk ve aile bir biyopsikososyal varlık olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle ilaçlarını kullanımı, semptomlarının olmaması, bizden memnun olması yanında onların yaşam kalitelerinin ne düzeyde olduğu saptanmalı ve gerekirse iyileştirilmelidir. Çünki yaşam kalitesinde artış sağlamayan bir alerjik hastalık yönetimi çocuk için yalnızca organizmasına biyolojik olarak müdahele etmek ama ruhunu öldürmek olur.

Çocuğun hastalığı, ilaçları, izlemi ve ilerisi konusunda zaman zaman aile eğitim toplantıları yapılmalıdır. Bu toplantılarda en az çocuk alerji uzmanı, hemşiresi, psikologu olmalıdır. Çocuk için de bu hastalık konusunda yalnız olmadığını göstermek, aynı hastalığı yaşayan arkadaşlarını bulabilmek vs için yaz kampları düzenlenmelidir.