|
ARŞİV |
|
OCAK 2008
|
Acute myocardial injury following penicillin-associated
anaphylactic reaction in a patient with normal coronary
arteries.
Brener ZZ, Zhuravenko I, Bergman
M.
Am J Med Sci. 2007
Oct;334(4):305-7. |
|
İlaçlar ya
da diğer kimyasal maddelere karşı olan alerjik
reaksiyonlardan sonra kalp tutulumu az görülür. Alerji
ile indüklenen akut koroner sendromlarda antibiyotikler
seyrek rapor edilmiştir. Anafilaktik reaksiyon
sırasındaki kalp tutulumu önemli bir bulgudur ve
sıklıkla altta yatan iskemik kalp hastalığı olan
kişilerde ortaya çıkar. Suçlanan temel mekanizma koroner
arterlerin vazospazmıdır. Brener ZZ ve ark tarafından
normal koroner arterleri olan bir hastada penisiline
bağlı anafilaksi sonrasında ortaya çıkan akut ST
elevasyonlu miyokard hasarı sunulmuş.
55 yaşında daha önceden sağlıklı olan kadın hasta acil
servise anafilaksi nedeni ile başvurmuş. Aynı gün aile
doktoru tarafından görülmüş olup sinüzit nedeni ile IM
penisilin tedavisi başlandığı öğrenilmiş. IM uygulanan
penislinden 3 dakika kadar sonra baş dönmesi başlayan
hastada hipotansiyon, taşikardi ve yaygın ürtikeryal
döküntü başlamış. Oksijen, epinefrin, difenhidramin
uygulanan ve dopamin başlanan hastanın yanıtının
yetersiz olması nedeni ile epinefrin enjeksiyonları
ilkinden 20 ve 40 dakika sonra yinelenmiş.
Acil servise vardığında letarjik olan hastanın kan
basıncı 85/50 mmHg, kardiyak nabzı 98/dk, solunum sayısı
24/dk ve periferik oksijen satürasyonu %95 bulunmuş.
Yaygın ürtiker dışında fizik bakıda özellik yokmuş.
Oksijen başlanan hastanın tedavisi kortikosteroid, H1 ve
H2 blokerleri ve parenteral sıvı desteği şeklinde
planlanmış. 20 dakika tedavi sonrasında hastanın kan
basıncı yükselmiş, bilinci düzelmiş ve ürtikeryal
döküntüsü gerilemeye başlamış. Ancak izlem monitoründe
II. Derivasyonda ST yükselmesi olduğu belirlenmiş.
Çekilen EKG’da benzer ST yükselmesinin II., III.
derivasyonlar ile birlikte AVF ve V4’ ten V6’a kadar da
olduğu saptanmış. V1’den V3’e kadar ise ST çökmeleri
bulunduğundan EKG’si inferolateral myokard infarktüsü
olarak değerlendirilmiş. Hastanın bu sırada göğüs ağrısı
olmamış. Bunu izleyen dakikalar içinde ST yükselmesi
gerileyerek yerini II. ve III. derivasyonlarda ve AVF’de
sivri T dalgalarına, AVL ve V1’den V3’e kadar olan
derivasyonlarda ise T inversiyonuna bırakmış. |
Koroner
yoğun bakıma yatırılan hastaya yapılan koroner arter
anjiografisinde koroner arterlerin tıkayıcı herhangi bir
hastalığı saptanmamış. Kardiyak enzimleri normal
bulunmuş. Hasta 48 saat içinde tamamen iyileşerek
taburcu edilmiş.
Anafilakside kardiyak tutulum seyrek görülür ve
açıklamak için öne sürülen birkaç mekanizma vardır. Kalp
dokusunun da anafilakside hedef organ olduğu ve alerjik
kişilerin koroner arter dokularında daha yüksek histamin
düzeyleri bulunduğu öne sürülmektedir. Egzersizden
bağımsız göğüs ağrısı olan hastaların bazılarında
histamin ile provoke edilen koroner arter spazmı
olabileceği bildirilmektedir. Ayrıca kardiyak mast
hücrelerin perivasküler olarak myositlere oldukça yakın
yerleşim gösterdiği rapor edilmektedir. Alerjik
reaksiyonlarda önemli rolü olan bu hücrelerden salınan
mediyatörlerin direkt vazoaktif ve düz kas spazmojenik
etkileri ile koroner spazm yapabileceği öne
sürülmektedir. Bununla birlikte endotelyal hücrede şişme
ve interstisyel ödem de damarsal yapılarda daha ağır
daralma ve tıkanıklık ortaya çıkarabilir. Bunlar yanında
kardiyak mast hücrelerden salınan mediyatörler
koagülasyonu etkileyerek trombosit agregasyonu ve
trombüs oluşumuna neden olabilmektedir.
Normal koroner arterleri olan hastalarda myokardiyal
infarktüs nedeni olarak koroner vazospazm ile birlikte
tromboz öne sürülmektedir.
Sunulan olguda, myokardiyal hasarda anafilaksinin tetik
çekici rol oynadığı düşünülmüş. Yazarlar tarafından,
anafilaksi sırasında salınan vazoaktif ve enflamatuar
mediyatörler nedeni ile ortaya çıkan uzamış koroner
vazospazmın temel neden olduğu öne sürülmüş. Anafilaksi
sırasında ortaya çıkan hipotansiyonun da myokard
kanlanmasını daha da bozan bir etken olarak rol oynadığı
düşünülmüş.
Yazarlar bu olgunun sunulma nedeninin sık olmamasına
karşın anafilaksi ile başvuran, tedavisi başlanan ve
izlenen, özellikle de epinefrin uygulanan hastaların EKG
izlemlerinin yapılması gerektiğini vurgulamak olduğunu
belirtmişler.
|
|
Allergy to turnip seeds in a bird fancier
E. Compes, O. et al.
Allergy 2007:
62:1472–1473 |
|
Kuş
besleyicileri günlük hayatlarında birçok alerjen kaynağı
ile karşı karşıya kalırlar; bunlar arasında kuş tüyleri,
pislikleri ve serum proteinleri, tüylerdeki akarlar ve
kuş yemleri yer alır. Şalgam tohumları (Brassica rapa L.
var. rapa) Brassicaceae ailesine aittir ve sıklıkla kuş
beslemekte kullanılır. Comples ve ark, özgeçmişinde ev
tozu akarına karşı alerjik astım ve alerjik rinit öyküsü
olan 38 yaşında kadın olgu sunmuşlar. Hastanın evde kuş
besleme öyküsü olup kuşları şalgam tohumu içeren
yemlerle beslediğinde rinit ve astım yakınmaları olduğu
öğrenilmiş. Herhangi bir besine alerji rapor edilmemiş.
Bronş provokasyon testinden önceki 1 ay süresince kuş ve
kuş yemlerinden uzak durmuş.
Fizik bakı, bazal spirometri ve akciğer grafisi normal
bulunmuş. Metakolin provokasyon testinde bronş aşırı
duyarlılığı saptanmış (PC20 0.156 mg/mL). Total serum
IgE 359 kU/mL olup sık aeroallerjenler ile yapılan deri
prik testi Dermatophagoides pteronyssinus (5 mm) ve D.
farinae (6mm) için pozitif, pollen, mantar, kedi ve
kopek epiteli için negatifmiş.
Şalgam tohumu ekstresi ile yapılan deri prik testi
pozitif saptanmış (23 mm). Kuş ve yumurta antijenleri
ile yapılan deri testi kanarya (tüyler 6 mm, dışkı 7
mm), yumurta sarısı (9 mm), tavuk serumu (15 mm), tavuk
eti (8 mm) için pozitif; yumurtanın beyazı, ovoalbumin,
ovomucoid ve conalbumin için negatif bulunmuş. Şalgam
tohumu ekstreleri ile yapılan spesifik inhalasyan
uyarısından 20 dk sonra ilk saniye zorlu ekspiratuar
volümde %23’lük düşüş ile ortaya çıkan izole erken astım
yanıtı oluşmuş. |
Uyarı
testinden 24 saat sonra balgamda eozinofil sayımında
artış (%8) ve bronş aşırı duyarlılığı (PC20 methacholine
0.00625 mg/ml) görülmüş.
IgE reaktif
protein içeriği tanımak için, şalgam tohumu ekstresi
sodium dodecyl sulphatepolyacylamide jel elektroforezi
ile ayrılmış ve hasta serumu ile boyanmış. Bununla
beraber, allerji kaynağı olarak rapor edile kolza ve
hardal tohumu (iki Brassicacea türü) protein ekstreleri
de aynı koşullarda hazırlanıp boyanmış. Her üç ektredeki
IgE bağlanma bantları 50 ve 51 kDa arasında saptanmış.
Reaktif protein bantları şalgam ekstresinde 36 kDa,
hardaldaki 33 ve 90 kDa civarında da bulunmuş. İmmunblot
ile hardal tohumlarından saflaştırılmış 2S albumin (Sin
a 1) ve 11S globulin (Sin a 2) de test edilmiş. Hasta
sadece Sin a 2’e karşı spesifik IgE yanıtı vermiş. Bu
bulgular ile hasta şalgam tohumu ve kuş antijenlerinin
etiyolojik rol oynadığı alerjik rinit ve astım tanısı
almış.
Bu olgu ile vurgulanmak istenen iki önemli noktanın
şalgam tohumlarının alerjik astım bulguları ortaya
çıkardığı ve 11S globulinlerinin astımda etiyolojik ajan
olarak rol aldığının ilk olarak gösterilmesi olarak
belirtilmiş. Tohumlarda bulunan 11S globulinleri
(leguminler) besin alerjenleri olarak iyi bilinirler ve
bazıları besin alerjilerinde temel alerjenler olarak
rapor edilmişlerdir. Bu nedenle, bu olgu leguminlerin
(besin alerjenleri) astımın ortaya çıkışında inhalan
alerjen olarak rol oynadığına ait ilk rapordur.
|
|
Inhaler-Induced Pigmentary Changes in a 14-Year-Old
Girl.
Connolly M, Kennedy C.
Pediatr Dermatol 2007; 24: 5499–500 |
|
Dermatolojik muayene sırasında 14 yaşındaki kız hastanın
kolunda dikdörtgen şekilli hipo- ve hiper-pigmente
lezyonlar saptanmış. Daha ayrıntılı sorulduğunda
hastanın bu lezyonları cildine doğrudan salbutamol
ölçülü doz inhaler uygulayarak oluşturduğu öğrenilmiş.
Hasta ölçülü doz inhalerin ağız kısmını doğrudan cildine
yapıştırıp 10 puff sıktığını belirtmiş. Önce cildinde
uyuşukluk ve soğuk hissi ortaya çıktığını sonrasında o
alanın beyazladığını sonra da duyarlı kızarık alan
oluştuğunu anlatmış. Bir hafta sonra kızarıklık olan
alanın kahverengi renk aldığı ve sonrasında hafif
eritemli hipopigmente görünüm ortaya çıktığı
belirlenmiş. Yaklaşık 1 yıl önce oluşturulan en eski
lezyon, sağ ön kolunda zor ayırd edilebilir hipopigmente
alan durumunu almış. Astımı nedeni ile aralıklı olarak
salbutamol kullanan hastanın fizik bakısında bu bulgu
dışında özellik yokmuş. |
İnhalerlerin neden olduğu yanık, daha önce yalnızca iki
olguda rapor edilen oldukça seyrek bir durumdur. İlk
rapor edilen 22 yaşındaki kadın hasta sol eline 40 kez
salbutamol sıktıktan sonra 3 cm çaplı tam kat yanık
oluşturmuş. Bu kendine zarar verme amacıyla yapılan bir
davranış olarak rapor edilmiş. Rapor edilen ikinci olgu,
sol eline 10 kez salbutamol sıkarak birçok yanık izi
oluşturmuş.
Bunun farmasötik/koruyucu/itici aerosolün neden olduğu
kimyasal yanık, deriye soğuk hasarı, aerosol blastların
mekanik abrazyon etkisi veya bu mekanizmalardan
birkaçının birlikte ektisi sonucu ortaya çıkabileceği
öne sürülmüş. Ortaya çıkan bulguların kriyoterapi
dondurma hasarından sonra görülenler ile benzerlik
göstermesi nedeni ile yazarlar temel etkenin soğuk
hasarı olduğunu öne sürmekteler. |
|
Is “nut-free” sunflower seed butter safe for children
with peanut allergy?
Hsu CD, Ktelaris CH.
MJA 2007; 187: 542-543 |
|
Fıstık
alerjisi olduğu bilinen beş yaşında kız hasta
ayçekirdeği, şeker, antioksidan içeren fıstıksız yağ
tüketimi sonrası akut alerjik reaksiyon ile başvurmuş.
Ürün üzerinde fıstıksız bir ortamda üretildiği ve her
paketin fıstık proteini için test edildiği yazılıymış.
Çocuğun atopik egzema, astım, alerjik rinit ve yumurta
alerjisi öyküsü mevcutmuş. İlk bulguları 17 aylıkken
ortaya çıkan hastanın o dönemde yapılan deri prik
testlerinde ayçiçeği tohumuna karşı reaksiyonu yokmuş.
Beş yaşında tost içinde ayçiçeği tohumu yağı yedikten
sonra yaygın ürtiker ve anjioödem tablosunda başvuran
hastanın yinelenen deri prik testinde ayçiçeği tohumuna
karşı güçlü pozitif reaksiyonu olduğu görülmüş. |
Ayçiçeği
tohumuna karşı reaksiyonlar oldukça nadir görülür.
Sunulan olguda fıstık alerjisi olan kişiler için güvenli
bir alternatif olarak sunulan ayçiçeği tohumu yağına
karşı daha dikkatli olunması gerektiği ve bu hastalarda
büyük olasılıkla yeni duyarlanma nedeni ile alerjik
reaksiyonların yine de ortaya çıkabileceği vurgulanmak
istenmiş.
Sunulan olgunun müsli ya da ekmek içinde ayçiçeği tohumu
tüketimine bağlı duyarlanmış olabileceği düşünülmüş. Bir
başka olası alerjik reaksiyon nedeninin de ayçiçeği
tohumuna karşı bilinmeyen bir ko-alerji olabileceği
belirtilmiş. Fıstık ile ayçiçeği tohumu alerjisi
birlikteliğinin bir yayında %9.5’lerde rapor edilmesine
karşın seyrek görüldüğünden sıklıkla test edilmediği
belirtilmiş. |
|