|
ARŞİV
 |
|
HAZİRAN-TEMMUZ-AĞUSTOS 2008
|
Occupational asthma due to tampico fiber from agave
leaves.
Quirce S, Fernández-Nieto M, Pastor C, Sastre B, Sastre
J. Allergy. 2008; 63: 943-5. |
|
AGAV (SABIR
OTU) YAPRAKLARINDAN YAPILAN TAMPICO FİBERLERİNE BAĞLI
MESLEKSEL ASTIM
Agave lechugilla yapraklarından yapılan Tampico
fiberleri bahçe süpürgesi, banyo ve güverte fırçası
yapımında sıklıkla kullanılan bir maddedir. Agav’a bağlı
kontakt dermatit tekila yapımında Agave tequilana ile
çalışan kişilerde daha önce bildirilmiş olmasına karşın
tampico fiberlerine bağlı alerjik reaksiyon daha önce
bildirilmemiştir.
Yayında fırça yapım fabrikasında çalışan ve Tampico ile
sırası ile 13 ve 10 yıldır karşılaşan iki kardeş olgu
sunulmuş. Her iki olgunun da iş ile ilişkili rinit ve
astım belirtileri olduğu belirlenmiş ve olgulardan
birinin tampico fiberleri ile lokalize kontakt ürtikeri
olduğu belirtilmiş.
İlk olgunun 10 yıldır rinit, 2 yıldır astım semptomları
olduğu; ikinci olgunun ise 8 yıldır rinit, 5 yıldır ise
astım semptomları olduğu öğrenilmiş. Aynı işyerinde
çalışan diğer kişilerde benzer yakınmalar saptanmamış.
İş günü sonunda ölçülen ekshale NO düzeylerinin sadece
semptomatik olan iki kişide yükselmiş olduğu görülmüş.
Onam alındıktan sonra hastalara spesifik inhalasyon
uyarıları yapılmış. İlk kontrolde metakolin inhalasyon
testi ve indükte balgam; ikinci kontrolde ise nebülize
aköz tampico ekstresi ile inhalasyon uyarı yapılmış.
Bundan 24 saat sonraki üçüncü kontrolde ise yeniden
balgam indüksiyonu uygulanmış. Tmapico ekstresi ile
yapılan inhalasyon uyarı testinden bir hafta sonraki
dördüncü kontrolde ise atkılı ektresi ile inhalasyon
uyarı yapılmış. |
Her iki
hastada da tampico ekstresi ile yapılan deri prick testi
(sırası ile 5 ve 3 mm) pozitif bulunmuş. At kılı
ekstresi ile yapılan deri prik testi sonucu ise
negatifmiş. Her iki hasta da ot polenlerine pozitif deri
testi yanıtı verirken ikinci hastanın deri testi
sonucunda ev tozu, kedi ve köpek epiteline karşı da
pozitiflik saptanmış.
PC20 metakolin ilk hastada 0.9 mg/ml, ikinci hastada 8
mg/ml bulunmuş. Tmapico ile yapınla inhalasyon uyarı
testi her iki hastada da erken astım yanıtı ortaya
çıkarmış. Inhalasyon uyarı testinden 24 saat sonra
alınan indükte balgam örneklerinde total hücre ve
nötrofil sayısı ile birlikte eozinofil sayısı da artmış.
Bu iki hastada tampico ile yapılan inhalasyon uyarı
testinden sonra balgamda artan eozinofil sayısı ve
benzer yanıtların at kılı ile saptanmaması, bu
hastalarda hava yolu yanıtının tampicoya özgü olduğu
lehine yorumlanmış.
Sodyum dodesilsülfat-poliakrilamid jel elektroforezinde
14 ila 97 kDa arasında değişen protein bantları
görülmüş. Hasta serumu ile yapılan immunblot’ta, tampico
ekstresi içinde 31-39 ve 43 kDa’luk üç adet IgE
bağlayıcı bant tanımlanmış. Bu sonuçlar ile tampico
fiberlerinin üst ve alt hava yolu belirtilerine ve IgE
aracılı mekanizma ile hava yolu yangısına yol
açabileceği düşünülmüş. |
|
Cutaneous adverse drug reactions during chemotherapy:
consider non-antineoplastic drugs.
Bursztejn AC, Tréchot P, Cuny JF, Schmutz JL, Barbaud A.
Contact Dermatitis. 2008; 58: 365-8. |
|
KEMOTERAPİ
SIRASINDA KUTANÖZ ADVERS REAKSİYONLAR:
NON-ANTİNEOPLASTİK İLAÇLARI AKILDA TUTUN
Kemoterapi sırasında kütanöz advers ilaç reaksiyonları
nadir olmamasına karşın tedavisi güçtür. Tedavi
güçlüğünün bir nedeni de kemoterapi ile birlikte verilen
diğer ilaçların çok sayıda olması ve reaksiyona neden
olabilmesidir. Bursztejn ve ark üç olgu sunmuşlar.
İlk olgu olan 49 yaşında erkek hasta karaciğer
metastazlı pankreas tümörü nedeni ile 5-floroürasil,
irinotecan ve oxaliplatin ile birlikte antiemetik olarak
granisetron ve metilprednizolon almış. Yedinci
kemoterapi sırasında yaygın ürtiker gelişmiş ve 2.
Metilprednizolon enjeksiyonundan 1 saat sonra kaybolmuş.
Antineoplastik ilaç ve setron alımından 2 ay sonra
yapılan deri prik testinde hastanın ondansetron ile
kros-reaksiyona neden olan granisetron alerjisi olduğu
belirlenmiş. Başka bir antiemetik ile kemoterapiye devam
edilmiş ve reaksiyon gelişmemiş.
İkinci olguda, meme kanseri nedeni ile cerrahi ve
siklfosfamid, metotreksat ve 5-floroüraasil tedavisi
alan 44 yaşında kadın hasta tanımlanmış. Birkaç yıl
sonra meme kanserinde relaps olup, doksorubisin, docetal
ile ikinci kemoterapi kürü ve beraberinde prednizolon,
docetaxel ve granisetron,metoklopramid aldıktan bir gün
sonra makülopapüler döküntü başlamış. Kaşıntılı palmar
eritem olarak başlayan döküntü generaliz hal almış.
|
Prednizolon
36 saat sonra kesilmiş ve makülopapüler döküntü 15 gün
içinde antihistaminikler ile kaybolmuş. Anti-neoplastik
ilaçlar, kortikosteroidler ve setronlar ile yapılan
yama, prik ve intradermal testlerde klas A
kortikosteroid alerjisi saptanmış.
Bu ilaç klas C kortikosteroid ile değiştirildikten sonra
kemoterapiye kütanöz reaksiyon olmadan devam edilmiş.
Üçüncü olgunun ise, meme kanseri nedeni ile
5-floroürasil, siklofosfamid ve epirubisin ile birlikte
metilprednizolon (birkaç gün sonra prednizolona
değiştirilmiş) ve granisetron (birkaç gün sonra
domperidon ve ondansetrona değiştirilmiş) alırken,
ikinci kemoterapi küründen bir gün sonra önce
bacaklarında başlayıp tüm vücuda yayılan makülopapüler
döküntüsü olmuş. Döküntü antihistaminikler ile 3-4 günde
kaybolmuş. Bundan 12 gün sonra antineoplastik
kemoterapi, kortikosteroidler ve setronlar ile yapılan
yama, prik ve intradermal testlerde granisetron alerjisi
saptanmış. Alizaprid kullanarak, kemoterapiye devam
edilebilmiş.
Bu olgular, antineoplastik ilaçlar ile birlikte verilen
diğer ilaçların alerji değerlendirmesinde göz önüne
alınması gerektiğin vurgulamak amacı ile sunulmuş.
|
|
Contact dermatitis caused by latanoprost-containing eye
drops with good tolerance to bimatoprost eye drops.
Pérez-Rodríguez E, González-Pérez R, Poza P, Feliciano
L, López-Correcher B, Matheu V. Contact
Dermatitis. 2008; 58: 370-1. |
|
LATANOPROSTLU GÖZ DAMLALARININ NEDEN OLDUĞU ANCAK
BİMATOPROST GÖZ DAMLALARINA İYİ TOLERANSI OLAN KONTAKT
DERMATİT
Latanoprost ve bimatoprost, glokom için kullanılan
topikal prostaglandin analoğudur. Tüm ilaçlar ve
formülasyonlarında kullanılan aracılar hipersensitivite
belirtilerine neden olabilir.
Sunulan 48 yaşındaki kadın olgu poliklinikte bir yıldır
olan ve mevsimsel özellik göstermeyen göz kaşıntısı,
eritem, göz yaşarması ve göz kapağı egzeması nedeni ile
görülmüş. Hastanın iki yıldır glokom nedeni ile
levobunolol, brimonidine ve latanoprost kullandığı
öğrenilmiş. |
Hastaya
ilaçların içindeki antijenler ve aditifler ile yapılan
ilk yama testinde 2. Günde sadece cobalt klorid ile
pozitiflik bulunmuş. Levobunolol ve latanoprost yamaları
2. Ve 4. Günlerde pozitifmiş. Bir ay antilokom tedavisi
kesilmiş ve ketotifen yazılmış. Levobunolol ve
latanoprost ayrı ayrı uygulandığında, her iki ilaç ile
de 2-3 gün sonra yakınmaların yeniden başladığı
görülmüş. Sonrasında ise bimatoprost ve brimonidine ile
tedavi tolere edilmiş.
Bu olgu ikisi de prostaglandin analoğu olan latanoprost
ve bimatoprost arasında kros-reaksiyon olmadığı
belirtilmek için yazılmış ancak literatürdeki olgu
sayısının azlığından, bu konuda net kanıya varmanın
olası olmadığı da vurgulanmış. |
|
Localized cold-induced urticaria associated with
specific immunotherapy for tree pollen allergy.
Ducommun J, Morel V, Ribi C, Hauser C. Allergy. 2008;
63: 789-90. |
|
AĞAÇ POLEN
ALERJİSİ İÇİN SPESİFİK İMMUNOTERAPİ İLE İLİŞKİLİ
LOKALİZE SOĞUK ÜRTİKERİ
Mevsimsel alerjik rinokonjonktivit ve astımı olan 29
yaşında erkek hastaya Kasım 2005’te huş ve dışbudak ağaç
polen ekstreleri ile perennial spesifik immunoterapi
başlanmış. Sol üst kola subkutan yapılan immunoterapinin
ikinci yılında, yeni eklenen alerjik solunum yolu
yakınmaları nedeni ile sağ kola fındık ağacı ve akçaağaç
polen ekstreleri ile immunoterapi eklenmiş. Doz
artışından 1 ay sonra, soğuk ile karşılaşma sonrasında
hastanın sağ kolunun dış yüzünde kaşıntılı reaksiyon
gelişmiş. |
Buz küpü
ile yapılan testte sağ üst kolun güçlü, sol üst kolun
zayıf pozitiflik verdiği, diğer ekstremitelerde yanıt
olmadığı görülmüş. Soğuk ürtikerine yönelik olarak
yapınla diğer tüm tetkikleri normal olan hastaya
antihistaminikler verilmiş ve sistemik immunoterapiye
daha ileri komplikasyon ya da soğuk ürtikeri gelişmeden
devam edilmiş.
Sonuç olarak, lokalize soğuk ürtikerinin, enjeksiyon ile
yapılan sistemik immunoterapinin benign bir yan etkisi
olduğu ve immunoterapinin kesilmesini gerektirmeden
kendiliğinden kaybolduğu düşünülmüş.
|
|
Common variable immunodeficiency presenting as chronic
urticaria.
Smith AA, Humphrey J, McAuley JB, Tharp MD. J Am Acad
Dermatol. 2008; 59: S40-1. |
|
KRONİK
ÜRTİKER İLE BAŞVURAN COMMON VARIABLE IMMUNYETMEZLİK
On beş yaşında erkek hasta, dört aydır günlük yineleyen
el, ayak ve bacaklarındaki kaşıntılı döküntü nedeni ile
başvurmuş. Özgeçmişinde sekiz yaşından bu yana yineleyen
kulak ve sinüs enfeksiyonları olduğu belirlenmiş.
Kombine antihistaminiklere minimal klinik yanıt
gözlenmiş. Deri biyopsisinde, polimorfonükleer hücreden
zengin ürtiker ile uyumlu, hafif papiller dermal ödem ve
yüzeyel perivasküler, lenfositik, nötrofilik ve
eozinofilik infiltrasyon görülmüş. Tedavisine kolşisin
ve dapson eklenmiş ama yarar görmemiş. Yüksek doz oral
kortikosteroid tedavisine yanıt vermiş. İyileşmesine
karşın hastanın ateş yüksekliği, baş ağrısı, fotofobi,
boğaz ağrısı ve kulak ve mide ağrıları başlamış.
Yapılan kan tetkikleri sonucunda, common variable
immunyetmezlik (CVID) ile uyumlu olarak IgG ve IgA’nın
belirgin düşük, IgM’in hafif düşük olduğu görülmüş.
Hastaya aylık intravenöz immunglobulin (IVIG) tedavisi
başlanmış ve üç ay sonra hastanın ürtikeri kaybolmuş.
Sadece aylık IVIG tedavisi aldığı sonraki 19 ay
süresince de yinelememiş. |
CVID varlığında kronik ürtikerin, yetersiz humoral
immünite nedeni ile enfksiyona bağlı kompleman
aktivasyonu sonucunda ortaya çıkabileceği öne
sürülmekte. Bununla birlikte CVID hastalarında otoimmün
hastalıklara yatkınlık vardır ve bu hastalarda, mast
hücre degranülasyonu ve ürtikere neden olan, yüksek
afiniteli IgE reseptörüne karşı otoantikorlar da
olabilir.
Bir süre ürtiker ile beraber olan diğer CVID
belirtilerinin de (bağ ağrısı ve ateş yüksekliği gibi)
IVIG tedavisi ile gerilemesi nedeni ile, bu hastada
IVIG’e yanıt alınmasının altta yatan CVID’e bağlı olduğu
düşünülmüş. Bu olgu ile, idiyopatik kronik ürtiker
tanısı ile izlenen hastalarda CVID’in akılda tutulması
gerektiği ve bu hastalarda IVIG tedavisinin küratif
olabileceği vurgulanmak istenmiş.
|
|