|
ARŞİV |
|
MART 2008
|
Insulin allergy: clinical manifestations and management
strategies.
Heinzerling L, Raile K, Rochlitz H, Zuberbier T, Worm M.
Allergy. 2008; 63: 148-55. |
|
Heinzerling
ve ark kliniklerinde izledikleri 4 olguyu özetledikleri
sunumlarında insülin humanize insülin kullanımı ile
sıklığı azalan insülin alerjisini özetlemişler.
Olgularının ikisi tip 1 diğer ikisi tip 2 diyabet nedeni
ile izlenen 13-83 yaşları arasındaki hastalarmış.
36
yaşındaki tip 1 diabetli kadın hastada ürtiker, kaşıntı,
anjioödem, çift görme, genel yorgunluk, çarpıntı,
paresteziler, enjeksiyon bölgesinde endürasyon, maküler
döküntü ile karakterize klinik bulgular görülmüş. Bunlar
dışındaki alerjik yakınmaları arasında alerjik
rinokonjonktivit ve penisilin alerjisi rapor edilmiş.
Tip 1 diabet tanısı ile izlenen 13 yaşındaki kız
hastanın ise bulguları arasında ürtiker, bulantı,
solukluk, anjioödem ve dispne yer almış.
Özgeçmişinde orak hücreli anemi nedeni ile splenektomi
ve sürekli penisilin kullanma öyküsü mevcutmuş. Tip 2
diabet tanısı ile izlenen 83 yaşındaki hastada ürtiker,
kaşıntı, enjeksiyon bölgelerinde şişlik ve endürasyon,
çift görme ve insülin direnci görülmüş. Tip 2 diabet
tanısı ile tedavi alan son hastada ise ürtiker, kaşıntı
ve kızarıklık ortaya çıkmış.
Sunulan
olguların tanısında, deri prik testi, spesik IgE ve IgG4
ve alerjik belirtilere neden olabilecek diğer nedenlerin
dışlanması için tanısal testler uygulanmış. Deri prik
testinde hastaların kullandığı insülin preparatları,
alternatif insülin preparatları, additifler ve
farmasötik firmaların temin ettiği kitler kullanılmış.
15 dakika içinde 3mm ya da üzerinde kabarıklık oluşması
pozitif yanıt kabul edilmiş. Histamin (10 mg/ml) ve
dilüent (0.9% NaCl) pozitif ve negatif kontrol olarak
kullanılmış. Insüline özgü IgG antikorları ile birlikte
lateks, protamin ve penisilloyl G ve V için IgE
bakılmış.
|
İnsülin
alerjisinin ilk basamak sağatımında intihistaminikler
ile semptomatik tedavi yanında farklı bir insülin
preparatına geçilmesi yer alır. İnsülin analoglarına
alerjisi olan hastalarda, lispro, aspartat ve glargin
kullanılmış olmakla birlikte, klinik pratikte tip 1
alerjilerde dahil olmak üzere aşırı duyarlılık yanıtları
görülebilir. Daha da ötesi, bazı yayınlarda insülin
analoglarının insülinden daha allerjenik olabileceği öne
sürülmektedir.
İnsülin
toleransı sağlama yollarından biri sürekli subkutan
infüzyondur. Bununla birlikte insülin ile özgül
immunoterapinin daha önce oldukça başarılı olduğunu
belirtir yayınlar vardır. Sunulan olgularda, özgül
immunoterapi öncesinde, insülin değişikliği, insülin
uygulama yapılma yönteminin değişikliği ve
antihistaminikler ile semptomatik tedavi denenmiş. Özgül
immunoterapi, yakın izlem altında birbiri ardına yapılan
subkutan insülin enjeksiyonlardan oluşur. Başlangıç dozu
duyarlılığın derecesine göre değişir ve süre genelde 2
gündür. Yazıda sunulan ağır belirtileri olan hastalarda
başlangıç dozu 0.00001 ünite alınmış ve 1 üniteye kadar
10 kat artırımlar ile gittikçe arttırılmış, bunu izleyen
dönemde 1,4,8,12 ve 20 üniteler uygulanmış. Lokal
alerjik yanıtlarda, son doz hiç yanıt oluşmayana kadar
yinelenmiş ve ondan sonra doz arttırılmış. Sistemik
yanıtlar oluşursa, doz yarıya düşülmüş. Spesifik
immunoterapi sırasında kan şekeri yakın izlenir ve
diyet, oral antidiabetikler ya da immunoterapide
kullanılan insülinden preparatlerından farklı insülin
analoglarının insülin pompası ile uygulanması ile
kontrol edilir. Yüksek insülin dozlarında glukoz
azaltıcı etkiyi engellemek için %10 glukoz solüsyonu
verilebilir. Özgül immunoterapi etkin olmasına karşın,
etkileri kalıcı olmayabilir ve bulgular yineleyebilir.
|
|
Anaphylactic reaction secondary to Bothrops snakebite.
de Medeiros CR, Barbaro KC, de Siqueira França FO,
Zanotti AP, Castro FF. Allergy. 2008 Feb;63(2):242-3. |
|
Medeiros ve
ark Bothrops yılanı tarafından sol el başparmağından
ısırıldıktan sonra hastaneye dispne, öksürük, genel
kaşıntı, boğazda sıkışma hissi ve ısırık bölgesinde ani
ağrı ve kanama yakınması ile başvuran 30 yaşındaki
hastayı rapor etmişler. Özgeçmişinde atopi ya da yılan
tarafından ısırılma öyküsü olmayan hastanın fizik
bakısında yaygın ürtikeryal döküntü ve ısırık bölgesinde
lokal şişlik ve ekimoz olduğu belirlenmiş. Hastaya önce
0.5 mg adrenalin enjeksiyonu yapılmış. Sonrasında 500 mg
hidrokortizon, 50 mg prometazin ve özgül antivenin
uygulanmış. Hastaneden 3 gün sonra taburcu edilmiş ve 1
hafta sonraki kontrolde herhangi bir patoloji olmadığı
görülmüş.
Bu tablo
nedeni ile yazarlar ısırık sonrası kliniği alerjiye
bağlı olup olmadığını incelemişler. Bothrops yılan
zehirindeki alerjenlere IgE bağlanma paternlerini
belirlemek için Western blot yapılmış ve zehir ekstresi
içinde birçok moleküler ağırlıklı içerik ve IgE bağlanma
paternleri belirlenmiş. Negatif kontrol serumlarının
hiçbiri Bothrops yılan zeehirine reaksiyon vermemiş.
Diğer laboratuar bulgularda total IgE’nin 315 kU/l
olduğu ve spesifik IgE’nin negatif olduğu saptanmış.
|
Bunun
Bothrops yılanına karşı tanımlanan ilk anafilaktik
reaksiyon olgusu olduğu bildirilmekte. Bothrops
ailesinden yılanlar ile ısırıklar Güney Amerika’da sık
olmakla birlikte yerel zehir etkilerinden kanama,
şişlik, ağrı ve bazen ısırık bölgesinde nekroz, sistemik
etkiler içinde ise kanama, koagülopati, akut böbrek
yetmezliği ve hemodinamik düzensizlikler olabileceği
yazılmış. Ölümler genelde böbrek yetmzeliği, şok ve ağır
kanama nedeni ile ortaya çıkıyor.
Hasta
klasik anafilaksi yakınmaları tarif etmiş. Yılan ısırığı
nedeni ile başvuran hastalarda normal zehir tedavisinden
oldukça farklı olan anafilaksi tedavisinin
uygulanabilmesi için bulgularının tanınmasının önemi
vurgulanmış. Sunulan olguda antivenin uygulanmış ancak
öncesinde hastaya anafilkasiye yönelik olarak adrenalin,
hidrokortizon ve antihistamin verilmiş. Bu olguda
atopiden bağımsız olarak IgE aracılı mekanizma ile
anafilaksi olduğu ELISA ve Western Blot yöntemleri ile
gösterilmiş.
Yılan
zehirine aşırı duyarlılık yineleyen yılan ısırıkları
sonrasınde ve zehir ile yineleyici mukozal/dermal
karşılaşma sonrasında ortaya çıkabilir. Sunulan olgunun
da mesleği nedeni ile13 yıldır zehirli yılanlar ile
uğraştığı bildirilmiş. |
|
Successful treatment of cholinergic urticaria with
anti-immunoglobulin E therapy.
Metz M, Bergmann P, Zuberbier T, Maurer M. Allergy.
2008; 63: 247-9. |
|
Metz ve ark
baş dönmesi ve çarpıntının eşlik ettiği, hafif ısı
değişikleri, fizik egzersiz ve duygusal stres ile artan
ve kullanmış olduğu antihistaminik, steroid, ketotifen,
montelukast, danazol ve fototerpiye karşın süren
kolinerjik ürtiker tanısı ile 5 yıldır izlenen 25
yaşında erkek hastayı sunmuşlar. Olgunun eşlik eden
alerjik rinokonjonktivit dışında ek yakınması yokmuş.
Kolinerjik
ürtiker patogenezinde artan vücut ısısının mast hücre
sekrestagoglarında artışa neden olarak deride mast hücre
degranülasyonu ve sonucunda vazodilatasyon,
ekstravazasyon ve eritem ortaya çıkardığı öne
sürülmektedir. Çalışmalarda insanlardan maymunlara pasif
geçisin gösterilmiş olması kolinerjik ürtikeri olan bazı
hastalarda bir serum faktörünün rol oynuyor
olabileceğini düşündürmektedir.
IgE’e karşı
antikor olan omalizumab, IgE’ye mast hücre üzerindeki
yüksek afiniteli reseptöre (FceRI) bağlanacağı bölgeden
bağlanarak serumdaki serbest IgE’i azaltır. Bununla
beraber, IgE’yi azaltarak, mast hücreler üzerinde FceRI
ekspresyonunu da azaltmaktadır. Daha önce soğuk ürtikeri
olan ve kronik ürtikeri olan bazı hastalarda başarısı
rapor edilmiş olduğundan yazarlar başka tedavilere yanıt
vermemiş olan bu olgunun da omalizumab tedavisinden
yarar görebileceğini düşünmüşler. |
Hasta
tedavi başlandıktan sonraki 3. hafta içinde, 2.
enjeksiyondan sonra belirtilerde belirgin azalma rapor
etmiş. Bununla birlikte kullandığı desloratadin ve
propranolol dozlarını da azaltmış. Durumu iyileşmeyi
sürdürmüş ve omalizumab tedavisi başlandıktan sonraki 5.
hafta içinde hiç belirti ortaya çıkmamış.
10. ve 20.
haftalarda denenen egzersiz provokasyonu ile de belirti
gözlenmemiş ve 11. haftada hasta tüm ek ilaçlarını
kesmiş. Olgunun sunulduğu dönemde tedavinin 22.
haftasından olduğu belirtilen hastanın sıcak banyo ve
egzersiz dahil olmak üzere tüm aktiviteleri yapabildiği
belirtilmekte.
Yazıda,
bunun kolinerjik ürtikerin omalizumab ile başarılı
tedavisinin sunulduğu ilk olgu olduğu ve bu yanıtın
kolinerjik ürtikerin IgE aracılı mekanizma ile ortaya
çıktığını öne süren hipotezi desteklediği belirtilmiş.
Başka kolinerjik ürtikerli hastalarda omalizumab
tedavisine yanıtın incelenmesi gerektiği, bunun hastalık
patogenezinin anlaşılmasına da yardımcı olabileceği öne
sürülmüş.
|
|
Anaphylaxis after Oseltamivir (Tamiflu) therapy in a
patient with sensitization to star anise and
celery-carrot-mugwort-spice syndrome.
Hirschfeld G, Weber L, Renkl A, Scharffetter-Kochanek K,
Weiss JM. Allergy. 2008; 63: 243-4. |
|
Hirschfeld
ve ark tarafından oseltamivir tedavisinin son dozundan
sonra öksürük, konjonktivit, anjioödem ve solunum
zorluğu gelişen 51 yaşında olgu sunulmuş. Prednizolon ve
Clemastin ile tedavisi başarılı olmuş.
Oseltamivir ile yapılan deri prik testinde 30. dakikada
pozitif yanıt elde edilmiş. Bununla birlikte 30.
dakikada Çin anasonu (Illicium verum) 2+ yanıt vermiş.
Bunlarla birlikte pelin otu poleni +3, anason 2+
(Pimpinella anisum), havuç 1+, kereviz 2+, maydanoz 1+
ve ev tozu akarları 1+ yanıt oluşturmuş.
Yazarlar I. Verum duyarlılığı olup Oseltamivire spontan
aşırı duyarlılık veren ilk olgu olması nedeni ile
sunmuşlar. Daha önce Oseltamivir ile anafilaktik
yanıtlar bildirilmesine karşın, Oseltamivire spontan
alerji özellikle de I. Verum duyarlılığı olan ya da
maydanoz-havuç-pelinotu-baharat sendromu olan kişilerde
kros reaksiyon bildirilmediğini vurgulamışlar. |
Oseltamivir, Çin yıldız anasonu meyvesinden sentezlenen
shikimic asitten sentezlenir. Antijen ile ilk
karşılaşmadan 2 hafta sonra antijene özgül IgE yapımı
olabileceği deneysel olarak gösterilmiştir. Sunulan
olguda, yazarlar tarafından, Tamiflu alımının daha
önceden var olan plazma hücrelerin özgül IgE
salgılamasına ve sonuçta anafilaksi gelişimine neden
olduğu düşünülmüş. Bu durumda bu IgE antikorlarının
shikimic asitten Oseltamivir sentezi sırasında korunan
bir epitopu mu yoksa ilaç içinde kalan yıldız anasonu
bileşenlerini mi tanıdığının belirlenemeyeceği
belirtilmiş.
Sunulan olguda bununla birlikte, anason (P.anise) ile
kros alerjiyi de içeren “maydanoz-havuç-pelinotu baharat
sendromunun da özellikleri olduğu belirtilmekte. Yıldız
anason ve botanik olarak onunla ilişkisi olmayan Avrupa
anasonu arasında kros reaksiyon daha önce bildirilmemiş.
|
|