.

Uzm. Dr. Özge YILMAZ - Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji ve Solunum Birimi, Manisa 

.

 

ARŞİV

 

NİSAN 2008

A case of allergic contact dermatitis to polyglyceryl laurate.

Washizaki K, Kanto H, Yazaki S, Ito M. Contact Dermatitis 2008; 58: 187-188

Poligliseril laurat kozmetikte sık kullanılan non-iyonik bir sürfaktandır ve “Contact Dermatitis” dergisinin mart 2008 sayısında Washizaki ve ark tarafından sunulan olgunun şimdiye kadar bu maddeye bağlı olduğu rapor edilen ilk kontakt dermatit olgusu olduğu belirtilmektedir.
80 yaşındaki kadın olgunun 3 aydır yüzünde olan kaşıntılı eritem nedeni ile başvurduğu ve lokal steroid tedavisine yanıt vermemesi ve bulgularının ilerlemesi üzerine yatırıldığı bildirilmekte. Hastaya kullanmakta olduğu kozmetik maddelerle 48 saat süreli kapalı yama testi yapılmış. Yamanın çıkarılmasından 1 saat ve 1 gün sonra değerlendirme yapılmış. Jelin içeriği ile (+++) reaksiyon elde edilmesi üzerine içindeki her madde ile ileri test yapılmış. Hastanın %0.5 poligliseril-10 laurat ile (+) reaksiyonu olduğu ve bu reaksiyonun 1 hafta pozitif kaldığı saptanmış. Poligliseril-10 lauratın diğer konsantrasyonları ile yapılan yama testleri ile de pozitif yanıt elde edilmiş.
 

Hastanın kullandığı jelin içindeki poligliseril lauratın üretici firması bilinmediğinden, 6 ay sonra farklı firmalar tarafından yapılan poligliseril laurat ile yeniden yama testi uygulanmış. Hastanın 3 farklı firma tarafından üretilen poligliseril-10 laurata (+) reaksiyon verdiği saptanması üzerine poligliseril-4 laurat ve poligliseril-6 laurata da (+) reaksiyon verdiği ancak poligliseril-10 miristat ve poligliseril-10 izostearat ve poligliseril-10 oleat ile reaksiyon vermediği görülmüş. Test edilen 7 kontrol madde ile reaksiyon gözlenmemiş.
Jelin kullanımını bıraktıktan sonra hastanın bulguları gerilemiş. Bu sonuçlar ile hastada poligliseril laurata karşı allerjik kontakt dermatit geliştirdiği düşünülmüş.
Poligliseril yağ asit esterleri, poligliserin ve birçok doğal maddenin esterifikasyonu ile ile oluşturulduğundan oldukça güvenli oldukları düşünülmektedir. Kozmetikte sık kullanılan bir non-iyonik sürfaktan olmanın yanında emülsifiye edici özellikleri nedeni ile margarin ve çikolata gibi birçok gıdanın da yapımından gıda aditifi olarak kullanılmaktadırlar.

 

Aliskiren As An Alternative In A Patient With Life Threatenin ACE Inhibitor Induced Angioedema.

Anzaldua DA, Schmitz PG. Am J Kidney Dis. 2008; 51:532-3.

Anjiotensin konverting enzim (ACE) inhibitörleri ve anjiotensin reseptör blokerlerinin kullanımı ile ilişkili anjioödem yaşamı tehdit edebilen bir yan etkidir. ACE inhibitörlerinin bradikininin yıkımını engelleyerek anjioödem nedeni olabilecekleri düşünülmektedir. Anjiotensin reseptör blokerlerinin ise AT-1 reseptörlerini inhibe ederek anjiotensin II’i AT2 reseptörlerine yönlendirdikleri ve bradikinin/NOS aracılı vazodilatasyona neden oldukları düşünülmektedir. Bu mekanizmalarda reninin doğrudan inhibisayonu bradikinini değiştirmeyeceğinden yazarlar ACE inhibitör kullanımı ile tetiklenen anjioödemi olan hastalarda aliskirenin güvenli olacağını öne sürmüşler.
 

Sunulan 40 yaşındaki kadın olgunun 4 hafta önce ACE inhibitör kullanımı sonrasında gelişen anjioödem öyküsü mevcutmuş. Ancak hipertansiyon ve polikistik böbrek hastalığı olan hastanın ACE inhibitörü kesildikten sonra kan basıncı yüksek seyretmiş ve proteinürisi olduğu saptanmış. Bu nedenle hem kan basıncını kontrol etmek için hem de anti-proteinürik etkileri göz önüne alınarak aliskiren başlanmış. Hastanın kan basıncı kontrol altına alınırken anjioödem gözlenmemiş.
Bu sonuçlar ile yazarlar ACE inhibitör ya da anjiotensin reseptör blokerleri kullanımı ile anjioödem gelişen hastalarda, güvenli bir seçenek olarak direkt renin inhibitörü olan alistirenin kullanılıp kullanılamayacağı konusunda ileri çalışmalar gerektiğini vurgulamışlar.

 

Lichenoid and other clinical presentations of atopic dermatitis in an inner city practice

Allen HB, Jones NP, Bowen SE. J Am Acad Dermatol. 2008; 58: 503-4

Allen ve arkadaşları tarafından özellikle koyu deri rengi olan hastalarda atopik dermatitin liken planus benzeri lezyonlar ile ortaya çıkabileceği belirtilerek iki olgu sunulmuş.
İlk olgu daha once alerji öyküsü olmayan ancak teyzesinde astım öyküsü olan 5 yaşında Afrikalı-Amerikalı bir erkek çocuğu. Hastanın 2 yıldır kaşıntılı döküntü yakınması mevcutmuş. Fizik bakıda, özellikle kol ve bacakların ekstansör yüzlerinde morumsu papüler döküntü saptanmış. Flosinolon %0.025’lik merhem ve nemlendirici tedavi uygulanmış. Hastanın döküntüsü 4 hafta içinde postinflamatuar hiperpigmentasyon bırakarak gerilemiş.
İkinci olgu ise kol ve bacaklarındaki kaşıntılı döküntü nedeni ile başvuran 51 yaşında erkek hasta. Astım ve HIV pozitifliği olan hastanın fizik bakısında kol ve bacak ekstansör yüzlerinde mor-kahverengi papül ve plaklar olduğu görülmüş.

Biyopside spongiotik, lenfositik dermatit olduğu belirlenmiş. Liken planus lehine histolojik değişiklikler görülmemiş. Dermatit triamsinolon %0.01 ile gerilemiş.

Yazarlar atopik dermatitin liken planus klinik bulguları ile ortaya çıkan bir atopik dermatit varyantı tanımladıklarını belirtmişler. Bu hastalarda gerçek liken planustan farklı olarak ailede atopi öyküsü, poligonalden çok yuvarlak papüller, Köbner fenomeninin olmayışı, Wickham strialarının, mukozal-genital ve skalp lezyonlarının yokluğu dikkat çekmiş. Bununla birlikte ekstansör lezyonlar ağırlıktaymış ve biyopside likenoid değil egzematöz değişiklikler saptanmış. Ayrıca topical steroide 2-4 hafta içinde yanıt alınması da liken planustan daha hızlı olarak değerlendirilmiş.

 

hit counter