|
X’E BAĞLI AGAMMAGLOBULİNEMİ (BRUTON HASTALIĞI)
Kemik iliğinde öncül B lenfositlerinin farklılaşmasını
durduran genetik kusurlar, periferik kanda B
lenfositlerinin yokluğu ile seyreden primer
immün yetmezlik hastalıklarına neden olur (1-7).
Bu hastaların %85’inde neden, Bruton tirozin
kinaz (Btk) genindeki mutasyondur ve erkek
çocuklarda görülen Bruton Hastalığı’na (X-linked
agammaglobulinemia: XLA) yol açmaktadır (8-10).
Geri kalan olgularda ise IGHM (3), L14.1 (4),
CD79A (5) ve BLNK (6) genlerinde mutasyonlar
bildirilmiştir. Hem kız ve hem de erkek
olgularda çok nadir olarak görülen bu durum ise,
otozomal çekinik agammaglobulinemi olarak
tanımlanmaktadır (3-8,11).
Bruton Hastalığı, Amerikalı doktor Ogden
C. Bruton tarafından 1952 yılında tanımlanmış ve
altta yatan nedeni gösterilmiş ilk primer immün
yetmezliktir (12). Anormal gen X kromozomu
(Xq22.1) üzerinde bulunur ve kodladığı enzim
olan Bruton tirozin kinaz (Btk) aktivitesi düşük
veya yoktur. Bu enzim B lenfositlerinin kemik
iliğindeki tüm gelişim ve farklılaşma
evrelerinde rol oynamaktadır. Btk gen
mutasyonları kemik iliğinde B lenfositlerinin
gelişiminde duraklama ile sonlanır ve periferik
kana olgun B lenfositler çıkamaz. Btk gen
mutasyonlarının %30’u sporadik olarak görülür (7,12-14).
XLA kural olarak erkek çocuklarda
görülür. İnsidansı yüz binde birdir. Bu
hastalarda enfeksiyonlar,
anneden geçen IgG yapısındaki antikorların
ortadan kalktığı dönemde, yani hayatın altıncı ayından sonra başlamaktadır. Hastaların % 20 kadarında
ise bulgular 3-5 yaşından sonra ortaya çıkar.
Seyrek olarak enfeksiyonların dikkat çekici hale
gelmesi erişkin yaşa kayabilir ve yanlışlıkla
yaygın görülen immün yetmezlik tanısı
konulabilir. (7,12-16).
Hastayı hekime getiren en sık neden
tekrarlayan enfeksiyonlardır. Enfeksiyonlar
genellikle üst ve alt solunum yolları ile
gastrointestinal sistemi etkiler. Pnömokok, h.influenza, s.aureus
ve pseudomonas türleri ile sepsis,
menenjit ve septik artrit türü enfeksiyonlar
görülür. Salmonella ve Campylobacter enfeksiyona
neden olan diğer bakteryel ajanlardır. Giardia
lamblia enfeksiyonu kronikleşme eğilimi
gösterir. Echo virus,
coxcakie virus ve polio virus gibi
enteroviruslar santral sinir sistemi
enfeksiyonlarına neden olabilir. Canlı polio
aşısı (sabin) poliomyelite yol açabilir. Bu
viruslarla kronik ensefalomyelit meydana
gelebilir ve mortalitesi yüksektir (12-16)
Hastaların tonsil,
adenoid ve lenf bezleri hipoplazik bulunur veya
gelişmez. Bu durumun nedeni, lenfoid organlarda
folliküler merkezlerin oluşumunu sağlayan B
lenfositlerinin, bu hastalarda bulunmayışıdır. Diğer fizik muayene bulguları enfeksiyonlara
göre değişir. Kronik otit,
sinüzit, mastoidit bulguları ile tekrarlayan akciğer enfeksiyonlarına bağlı
bronşiektazi en sık görülen kronik
problemlerdir. Bunlara büyüme geriliği ve çomak
parmak da eşlik eder (12-16). Hastaların
izleminde kornea, konjunktiva, retina ve irisi
ilgilendiren göz patolojilerini de saptamak
mümkündür (17). Nadir bir durum ise büyüme
hormonu eksikliği ile birlikte
agammaglobulineminin birlikte görülmesidir. Bu
hastaların bir kısmında Btk mutasyonu ile
birlikte Xq26 da yer alan ELF4 gen bozukluğu da
saptanır (12).
XLA’lı hastaların serum immünglobulin düzeyleri belirgin
düşüktür. Genel olarak IgG 100 mg/dl nin
altındadır. Nadiren bazı hastalarda 100-300 mg/dl
düzeyinde olabilir. Serumda IgA, IgM ve IgE nin düzeyleri ise ölçülemeyecek kadar düşüktür. Anti-A ve anti-B
antikorlarının (izohemagglütinin) titreleri çok
düşük düzeyde bulunur. Yapılmış olan aşılara
antikor yanıtının oluşmadığı (difteri, tetanoz, boğmaca, h.influenza
gibi) saptanır. Periferik kanda B lenfosit oranı
% 2’nin altındadır. Maternal IgG nin bulunduğu
yenidoğan döneminde B lenfositlerin periferik
kanda bulunmayışı ile tanı konabilir. T lenfosit
sayı ve işlevleri normal bulunur. T lenfosit
fonksiyonunu değerlendirdiğimiz geç aşırı
duyarlık deri testi (tüberkülin) sonuçları da
normaldir. Hastaların %10-25 kadarında nötropeni
saptanır. Nötropeni akut enfeksiyon durumlarında
% 90 ve sepsis sırasında ise % 50 oranlarında
saptanabilir. Genellikle antibiyotik tedavisi
ile düzelme eğilimi gösterir ve nedeni
bilinmemektedir (12-16).
Bruton Hastalığı tanısı için
ESID (European Society for Immunodeficiencies) kriterleri
yayınlanmıştır (18). Buna göre:
1.Kesin Tanı Kriterleri:
Erkek hasta, CD19+ B lenfosit oranının %2 nin altında olması, Btk gen mutasyonunun gösterilmesi,
nötrofil veya monositlerde Btk mRNA nın yokluğu,
monosit ve trombositlerde Btk protein yokluğu
(18).
2.Olanaklı Tanı Kriterleri (possible
diagnosis): Erkek hasta, CD19+ B lenfosit oranının %2 nin altında olması, ilk 5 yaşta başlayan bakteryel enfeksiyonlar, serum IgG, IgA ve IgM düzeylerinin, yaşa göre normal değerlerin 2
standart sapmasının altında olması,
izohemagglütinin yokluğu, aşıya bozuk antikor yanıtı ve hipogammaglobulinemi yapan
diğer nedenlerin dışlanması (18).
3.Olası Tanı Kriterleri (probable
diagnosis): Erkek hasta, CD19+ B lenfosit oranının %2 nin altında olması, diğer hipogammaglobulinemi nedenlerinin olmaması, ilk 5 yaşta başlayan bakteryel
enfeksiyonlar, serum IgG, IgA
ve IgM düzeylerinin, yaşa göre normal değerlerin
2 standart sapmasının altında olması, izohemagglütinin yokluğu (18).
Tedavinin temelini sentez edilemeyen
immünglobulinleri hastaya dışarıdan
vermek oluşturur. Bunun için ülkemizde
intravenöz yoldan uygulanan immünglobulin
kullanılmaktadır. İmmünglobulin yerine koyma
tedavisi ile XLA’lı hastaların serum IgG düzeyi
normal veya normale yakın bir değerde tutulmaya
çalışılır. Ancak XLA’lı hastalarda optimum
immünglobulin dozu tam belirlenebilmiş değildir.
Yarılanma ömrü 3 hafta olan IgG nin serum
düzeyini 500 mg/dl nin üstünde tutmak için, genellikle 400 mg/kg/doz 3 haftada bir immünglobulin uygulaması yapılır.
Bununla birlikte serum IgG takibi ile tedavinin
bireyselleştirilmesi ve 200 mg/kg/doz 3 hafta
bir uygulanması da mümkün olabilir. Böylece
enfeksiyon sayısı ve hastaneye yatış oranı
belirgin olarak azalır (12,14,16). Ancak bazı hastalarda serum IgG düzeyi 700 mg/dl nin
üstünde tutularak bile kronik akciğer
hastalığının ve kronik sinüzitin önlenemediği
bildirilmiştir (14). Tedavide önemli bir diğer
yaklaşım enfeksiyonların acilen tedavi
edilmesidir. Kronik sinüzit ve kronik akciğer
hastalığı olan olgularda geniş spektrumlu
antibiyotik tedavisi, gerektiğinde topikal steroid,
bronkodilatör, postural drenaj ve hatta cerrahi gibi tedavi seçenekleri de uygulanabilir
(13,14,16).
Ağır enteroviral enfeksiyonlarda serum IgG
düzeyini 1000 mg/dlnin üstünde tutacak şekilde
yüksek doz intravenöz immünglobulin tedavisi
uygulanır (14). XLA’lı hastalarda denenen kemik
iliği nakil tedavileri başarısız olmuş ve
periferik kanda B lenfosit gelişimi
gerçekleşmemiştir. Gen tedavisi de ümit vaat
eden bir tedavi yaklaşımı olarak görünmektedir
(12).
Tüm hekimlerin bilmesi gereken önemli nokta, agammaglobulinemi saptanan hastalarda canlı aşıların yapılmaması
gerektiğidir. Çünkü canlı aşı sonrası
disseminasyon görülebilir. Oral polio aşısı
sonrası paralitik polio gelişebilir. Unutmaması
gereken bir diğer nokta da, bu hastaların
kardeşlerine ve aile bireylerine de canlı aşı
yapılmaması gerektiğidir (14).
 |